CevvalKoala

RSSmail

İnternetin Kısa Tarihi 2

Geçen yazıda enternetin World Wide Web, yani kısacası www boyutu dışında kalan tarihini özet geçip, hadiseyi bugün artık çoğu kişi için enternet=web dense yalan olmayacağına getirip orada bırakmıştık. Yani kaba ve yontma taş çağlarını anlatıp iş cilalı kısmına gelince sallamıştık öylece.

WWW internetin belki de en etkileşimli boyutu olduğu için diğer protokoller arasından sıyrılıp bugünkü hakim konumuna yerleşti. Ne de olsa FTP, gopher, usenet, ya da ne bileyim IRC üzerinde yapabilecekleriniz sınırlıdır. Ama web'in janjanlı dünyası öyle mi? Adamlar web üzerinden photoshopculuk bile oynamayı mümkün kılmışlar. Film seyretmek, ya da kendi filmlerinizi yayınlamak (gerçi bu alanda Web rakipsiz değil. Bağlantı açılmadıysa start menünüzde run'a gelin. telnet towel.blinkenlights.nl yazıp OK'e tıklayın. Pişman olmayacaksınız.) bugün artık web'de vaka-i adiyeden. Aynı anda 3-5 kişi aynı metin üzerinde çalışmak mı istiyorsunuz? Mümkündür. Birşeyleri birşeylere dönüştürmek arzusuyla yanıp tutuşuyor musunuz? O da kolay. (Hayır kartondan süt yapmak henüz mümkün değil).

Yapılabileceklerdeki bu hudutsuzluk nedeniyle Web koptu gitti ve diğer protokollerin önüne geçti. Web'i icad eden adam Tim Berners-Lee ve fikrin gelişmesine katkısı büyük Robert Cailliau da zaten salt-okunur şekilde başlangıcı yapılacak web'in kısa zamanda okuyucular tarafından yeni içeriğin de kolaylıkla sunulabileceği bir vasıtaya dönüşeceğini öngörmüştü. Nitekim 1990-1991 yıllarında ilk web sunucusunu ve web tarayıcısını, ve ilk web sayfasını hizmete sokan Tim Berners-Lee'nin belki en harika fikri de içeriği biçimlendirmeyi kolaylaştıran bir nevi programlama dilini protokolün eksenine oturtmak oldu.

Burada bir parantez açıp bu gelişmelerin Amerika'da değil de Avrupa'da, bugünlerde dünyayı patlatmaya çalışan CERN laboratuvarlarında gerçekleştiğini de söylemek lazım. İyiki de öyle olmuş. Amerikalılar işe bulaşsalardı muhtemelen hala patent davalarıyla uğraşıyor olurduk.

Efendim bendeniz de bu alemle 1995 yılında tanışıklı oldum. Üniversiteye gitmezden duyardık enternet derler birşey, ama o tarihe kadar kendisini görmek, müşerref olmak mümkün olmamıştı. İlk baktığım site de, o vakitlerde bir yerde okumuşum, greenpeace sitesi olmuş. Yan bilgisayarda oturan zevat-ı kiram utanmadan açmış penthouse sitesi bakıyordu. Ben hiç öyle şeylerden hazzetmem. Bakmam da zaten öyle sitelere. Yeşil yeşil, ot rengi siteye baktım, kurcukladım filan. Sonra da "eeeh bu muymuş internet?" diyip bıraktım.

O dönemde zaten hepi topu 3-5 tane site var. İşte zikrettiklerimiz var. Nasa filan var. Bunlara bakmaya çalışıyoruz ama o devirde Türkiye'de internet şöyle: 64Kbps hızında bir hat var, bütün memleket ondan bakıyor aleme. Dolayısıyla içinde 1-2 resim olan bir sayfa bakacağınız zaman akşamdan bilgisayarı açık bırakıyorsunuz, sayfa sabah ancak görünür oluyor. Bir linke tıklayıp 15 dakka etrafı dolaşıyorsunuz filan. Pek matah değildi o sebepten.

Ama yıllar içinde internet daha kullanılabilir birşey haline gelmeye başladı. Web siteleri içerik kazanmaya, işlev kazanmaya başladılar. Onlara bakmaya yarayan araçların da bu gelişmeye ayak uydurması gerekiyordu elbette ki. İlk çıkan tarayıcılar bugünkülerle kıyaslandığında Rolls Royce ile boylaşan üç tekerlekli bisiklet gibi kalır. Hatırlıyorum da winweb diye bir browser kullanmıştım, resimler bir yanda, yazılar başka yanda. En basit web sayfasını bile doğru düzgün görüntülemekten aciz. Sonradan öğrendik ki NCSA Mosaic derler birşey varmış. Bunun bir de daha da şekle girmiş hali olan Netscape varmış. Bunlarla bakanda sayfalar daha insanca görünürmüş.

Zaman içinde Netscape gitti IE geldi. Şimdilerde IE gideyazar oldu, Firefox ve diğerleri gelmeye çalışıyor. Ama bunlar vasıtalar... İçeriğin kendisinden bahsetmek daha yerinde olur. İçerikte de zaman içinde değişimler oldu.

Evvelcene akademiklerin ağırlıkta olduğu elit bir kitlenin tekelindeki enternet alemine 1993-1995 yıllarında avam doluştu derler. 1993'te America Online'ın ABD'de internete erişimi kolaylaştırmasının ardından mevcut demografide bir değişim oldu. O yıla kadar her Eylül ayında üniversiteye yeni başlayan bebelerin hücumuna uğramaya ve 1-2 ay içinde de bunların durulması akabinde tekrar alıştığı huzurlu ve düzenli hale dönmeyi kanıksamış olan enternet müdavimleri AOL'in hizmetiyle gelen binleri, onbinleri, yüzbinleri ve milyonları eğitip sindirememiş, ve hiç bitmeyen bir Eylül ayının başladığını kabullenmiştir.

Bu değişim de internetin tarihinde içerikte ticarileşme ve etkileşimde o döneme kadar hâkim olan gelenekleri bilmeyen kitlelerin doluştuğu bir ortama dönüşüme işaret eder. İnternetin kazandığı ticari boyut ve EMO'ların taaruzunu da belki başka bir yazıda anlatırım. 27.05.2010