CevvalKoala

RSSmail

Acur Firarda

Aristo'ya göre seyirlik iyi bir trajedide, yani iyi bir tiyatro oyununda senaryo seyircinin korku ve acıma hislerini kaşımalıdır. Bu etkiye Aristo Katarsis der. Türkçesi var mıdır bilmem. Ama az sabrederseniz ne menem bir şey olduğunu anlatırım.

Bu katalitik midir nedir işte onu nasıl sağlar bir piyes? Melek gibi bir adamın sıkıntıya düşmesi bu duyguları uyandırmaz. Korku ya da acıma duymayız, sadece şaşırırız, belki biraz da üzülürüz. Öte yandan Erol Taş kıvamında bir kötünün emellerine ulaşması bizde acıma duygusunu uyandırmaz. Belasını buldu diyelim, o durum da bize korku vermez.

Korku ve acımayı bir arada hissetmemiz için kendimizle özdeşleştirebileceğimiz birisi gerekir. Yani efendim, sizden iyi olmasın, orta hallice birisi lazımdır. Bu ademoğlunun (ya da kızının) başına gelen talihsizlikler, bir anlık hatası veya normalde dışarıdan bilinmeyen ama kişinin içten içe farkında olduğu bir zaafı yüzünden sıkıntıya düşüşünü gördüğümüzde hem korkarız, bize de bu olabilir diye, hem de acırız. O kişi bizizdir zira. O zaaftan dolayı felakete uğrayan, toplum içinde utanç verici bir duruma düşen kişi bize korku da verir acıma duygusu da.

Televizyonda "biri bizi gözetliyor" ve akabinde çıkan yüzlerce acur yarışması hep bu senaryo üzerine kurulu işte. Hep de diğerlerinin kumpası sonucu adadan şutlananlar... Geçen sezonu bir erkek kazandığı için bu sezonu da erkek kazanmasın diye pas geçilen, hakkı yenen elemanlar... Jürideki adını bir türlü aklımda tutamadığım gulyabani teyzenin taktığı garibanlar... Bunların yaşadığı kişisel felaketler bize korku ve acıma duygusunu, ardından da bir rahatlamayı tattırır. Çünkü orada felakete uğrayan bize benzer kişiyi gördükten sonra kendi halimize şükredebiliriz de. Üstelik içten içe kusurlu olduğunu bildiğimiz o kişi kaderiyle karşılaşınca bir nevi ilahi adalet de yerini bulmuştur. Daha ne olsun?

Delikanlıya yakışmaz bu arada, söyleyim siz demeden. Şurdaki yazıdan esinlendim diyeyim, siz 'kırparak çevirmiş' anlayın. 17.05.2016