CevvalKoala

RSSmail

Tomates Kanser Yapar

Gazetede, içtiğiniz çayı burnunuzdan getirecek bir sağlık haberi okuduğunuzda (mesela "Çay Kanserojen Çıktı" gibi bir başlık iyi bir örnek) yapmanız gereken en önemli şey sükunetinizi muhafaza ederek yazının devamını da okumak. Çünkü böyle yaptığınızda göreceksiniz ki başlık aslında "beş laboratuvar faresi üzerinde yapılan (ve Kahve Üreticileri Birliği tarafından finanse edilen) bir çalışmada yaş çay yapraklarında bulunan hedettrofon maddesinin 300 ton kuru çay yaprağına denk gelen bir konsantrasyonunun kobaylara verilmesi sonrasında bu farelerin hücrelerinde %5 ihtimalle kansere dönüşebilecek bazı değişikliklerin meydana geldiği görülmüştür" şeklinde bir haberin epey kısa bir özetidir.

Manşetlere kanmayın. Onların amacı dikkatinizi çekip gazeteyi sattırmak. Ne de olsa "Çayın kanser manser yaptığı yönünde pek bir bulgu yok aslında, ama yine de asla asla demeyin" gibi bir manşet olsa insanlar gazeteyi almazdı.

Haberin gerisini de okuyun. Bir insan evladı yazmışsa orada bazı ipuçlarının olması illa ki gerekir. Bu ipuçlarını da altı başlık altında değerlendirmek mümkün:

Haberin gerisinde başlıktaki iddiayı bilimsel bulgularla destekleyen ifadeler var mı? Bu tür haberlerde şu kanser yapar, bu gribi önler, öteki zekayı geliştirir, beriki kısırlığa neden olur gibi ifadeler verilse de bunu destekleyen bilimsel araştırmalara atıf yapılıp yapılmadığına dikkat edin. Bu tür araştırmalara atıfta bulunulmuyorsa, ya da henüz araştırmanın yayınlanmadığı belirtiliyorsa bu haberleri dikkatle değerlendirin. Hatta bu dikkat gazeteyi top yapıp basketbol antremanında kullanmak şeklinde tezahür etsin mümkünse.

Bahsi geçen araştırma insanlar üzerinde mi yapılmış? Cep telefonunun kanser yaptığından bahseden bir haber deniz yosunu hücreleri üzerinde yapılmış bir araştırmaya dayanıyor olabilir. Dahası, gasteci milleti tutup bu haberin yanına hastanedeki hasta insanların resmini de koymuş olabilirler. Bu yüzden fotoğrafları, koca koca başlıkları geçip küçük yazıları okuyun. (Hatta bunu her daim yapın, içinde yaşadığımız karşı-aydınlanma çağında reklamcıların sizi kandırabilmesini önlemenin tek yolu bu küçük yazıları okumaktan geçiyor.) Tamam, hücreler ya da deney hayvanları üzerinde yapılan araştırmalar bilimsel çalışmaların önemli bir ayağını oluştururlar, önce bunlar yapılmadan insanlar üzerindeki araştırmalara sıra gelmez. Ama unutmayın ki hücreler üzerinde alınan sonuçlar, hücreleri tedavi eden ilaçlar laboratuvar farelerinde de aynı sonuçların alınacağını garanti etmez. Laboratuvar fareleri üzerinde etkili olan ilaçların insanlar üzerinde etkili olacağının da bir garantisi yoktur. Hatta aynı etkinin alınması ihtimali, alınmaması ihtimaline göre daha düşüktür.

Çalışma kaç kişi üzerinde yapılmış? Bilimsel araştırmaların istatistiki değerini gösteren kaba hatlarıyla etkili bir unsur da deneyin örneklem boyutudur. Küçük bir denek grubu üzerinde yapılmış bir araştırmada gözden kaçan bazı unsurların olabilmesi ihtimali büyük denek grupları üzerinde yapılan çalışmalarda göre daha yüksektir. Bunu isterseniz şöyle bir örnekle açıklayalım. Diyelim ki yazı-tura atınca tura gelmesi ihtimalinin %50 olduğunu bilmiyor olalım ve bu ihtimali bulmaya yönelik bir araştırma yapmayı planlayalım. Bu araştırmamızda 4 kere yazı tura atıp 3'ünde tura çıkarsa, tura gelme ihtimalinin %75 olduğu sonucuna varmamız çok doğal olacaktır. Ama 400 kere yazı tura atsak muhtemelen %50'ye çok daha yakın bir sonuç elde etmiş olacaktık. Dolayısıyla örneklemlerden bahsederken işlevden ziyade boyu önemlidir. Yani küçük bir grup üzerinde yapılmış bir çalışmada avokadonun ömrü uzattığı görülmüşse hemen günde 3 kilo avokado yemeye başlamayın.

Çalışma doğrudan doğruya manşetteki iddiayı mı araştırmış? Diyelim ki haberin başlığında "Domates kalp krizi riskini azaltır" deniyor. Peki habere konu olan çalışmada bu mu araştırılmış, yoksa domatesin tansiyonu düşürücü etkisi mi incelenmiş? Eğer çalışma kalp krizi riskini değil de tansiyon konusunu ele almışsa arada birileri tansiyonu düşüren şey illa ki kalp krizi riskini de azaltır diye kafadan atmış olabilir. E peki domatesin içindeki (atıyorum) hedetterefon maddesi de damar sertliğine neden oluyorsa ne yapacağız? Bu da kalp krizi riskini artıran bir etken olabilir. Haberdeki çalışma kalp krizi riskini doğrudan doğruya ele almadığı, bu nedenle de hedetterefon'un etkilerini göz önünde bulundurma ihtiyacı hissetmediği için aradaki kafadan atan amca bizi yanlış bilgilendirmiş olur bu durumda.

Araştırmayı yapan ve finanse edenler kimler? Şarap üreticilerinin finansmanıyla yapılan çalışmalar günde bir kadeh şarabın kalp krizi riskini azalttığını bulma eğiliminde olurlar genelde. Ya da şöyle söyleyelim, şarap üreticileri, finanse ettikleri çalışmalarda şarabın yamuk bir etkisi olduğunun keşfedilmesi halinde bu çalışmayı gazetecilere duyurma eğiliminde olmazlar. Benzer şekilde sevgililer günü yaklaşırken çikolatanın faydaları konusundaki artan haber frekansı konusunda da dikkatli olmanız gerekebilir.

Peki elçiye zeval olur mu? Bazen o herşeyi bilen ve her konuyu yorumlayabilen üstün insanlar, yani gasteciler ve türevleri, yorgunluktan mütevellit okudukları araştırmayı çok anlamadan etmeden yalan yanlış bir haber yapmış olabilirler. Sonra ajanslarda çıkan bu yalan yanlış haberi okuyan başka gasteciler de üstünde çok düşünmeden kendi dillerine çevirip kendi gastelerinde yayınlamış olabilirler. Bir konuda aynı iddiaları içeren 100 gaste haberi var diye bunu vahiy kabul etmeyin.

Ha bu arada, bu yazıyı arakladım büyük ölçüde. Haberiniz olsun. 13.11.2010